Zanaatkarlık denilince teknolojiyle kaybolmakta olan bir hayat tarzı akla gelebilir fakat bu doğru değildir. Zanaatkarlık, temel bir insan dürtüsüdür; kendi iyiliği için bir işi iyi yapma arzusudur. Her zanaat belirli bir hayat tarzını idame ettirmekle ilgili bir tekniktir.

Ülkemizde, zanaat ve zanaatkarlık sistematik bir incelemeye tabii tutulmamıştır. Bugüne kadar yapılmış sınırlı çalışmalar zanaat ve zanaatkarları bir organizasyon olarak ele almışlar ve zanaatkarların tecrübelerini inceleme imkanını sunamamışlardır. Projemiz bu imkanı halkımıza sunmayı hedeflemektedir.

Bu proje, teknolojiyle birlikte değişen zanaatkarlığın değişim aşamalarını; zanaatkarları atölyelerinde ziyaret edip onlarla görüşerek söylediklerini aynen kaydetmek, fikirlerini izlemek, tanımlamak, mesleklerine özgü koşulları açığa kavuşturmak ve gelecek kuşaklara zanaatkarlıkla ilgili güvenilir bilgiler ve belgeler oluşturmak hedefindedir.

Sürdürülebilir çevrelerde yerleşme ve yapım bakımından gerekli becerileri keşfetme peşinde olan filmlerimiz, teknik konusunu ele alıyor; ancak teknik akılsız bir işlem olmaktan ziyade kültürel bir konu olarak değerlendiriliyor. Filmlerimiz insanların işlerini güzel yapabilme becerisi hakkındadır. Filmlerimiz bu sorular gibi daha birçok sorunun cevabını açığa çıkarmak için zanaatkar oto portreleri oluşturmayı amaçlamaktadır.

Evliya Çelebi’nin geçmişte kaydettiği oto portreler şimdi bir çok disiplinde güvenilir belge olarak kullanılmakta ve günümüzü aydınlatmakta. Zanaatkarlar, kendileri ve yaşadıkları sosyal çevreyle ilgili en kesin bilgiyi verebilme imkanına sahip insanlar ve bu bilgiyi de öğrendikleri bir şeyi nasıl öğrendiklerini anlatmaya çalışırken verebilmekteler.